Unutmanın mümkün olmadığı bir gelecek hayal edelim. Bu dünyada insanlar yaşadıkları hiçbir olayı, duydukları hiçbir sözü ve hissettikleri hiçbir duyguyu unutamıyor. İlk bakışta bu durum çok faydalı gibi görünebilir. Kimse derslerini unutmaz, yapılan hatalar tekrar edilmez ve tarih asla çarpıtılamaz. Ancak biraz düşününce unutamamanın insan yaşamını zorlaştıran birçok olumsuz yönü olduğu fark edilir.
Öncelikle insan psikolojisi bu durumdan ciddi şekilde etkilenirdi. İnsanlar kötü anılarını unutamadığı için sürekli geçmişte yaşardı. Utanç verici bir an, yaşanan bir kavga ya da kaybedilen bir yakın her an zihinde canlı kalırdı. Bu da insanların mutsuz, kaygılı ve stresli olmasına neden olurdu. Unutmak, aslında insanın kendini iyileştirme yöntemlerinden biridir. Acılar zamanla silinmezse, ruhsal iyileşme de mümkün olmazdı.
İnsan ilişkileri de bu gelecekte çok daha zor olurdu. Bir arkadaşın söylediği kırıcı bir söz ya da küçük bir hata asla unutulmadığı için affetmek neredeyse imkânsız hale gelirdi. İnsanlar birbirine karşı daha mesafeli olur, yeni ilişkiler kurmaktan korkardı. Çünkü yapılan en küçük yanlış bile ömür boyu hatırlanacaktı. Bu durum toplumda güvensizlik ve yalnızlığı artırırdı.
Eğitim ve iş hayatında ise bazı olumlu etkiler görülebilirdi. Kimse öğrendiği bilgileri unutmadığı için derslerde başarı artardı. Doktorlar, öğretmenler ve mühendisler yaptıkları işleri daha hatasız yapabilirdi. Ancak bu bile tam anlamıyla olumlu sayılmazdı. Çünkü insanlar yaptıkları bir hatayı asla unutamayacağı için hata yapmaktan çok korkar, risk almaktan kaçınırdı. Bu da yaratıcılığı ve yeniliği azaltırdı.
Sonuç olarak, unutmanın mümkün olmadığı bir gelecek ilk bakışta kusursuz gibi görünse de insan doğasına uygun değildir. Unutmak, insanı insan yapan önemli bir özelliktir. Bazen silmek, hatırlamaktan daha gereklidir. Çünkü unutabilmek, yeni bir başlangıç yapabilmenin anahtarıdır.
Rüzgar Barın DURUŞ
9/A
